in

Salgın sonrası dünya-3 – Cumhuriyet

salgin-sonrasi-dunya-3-–-cumhuriyet

HER TÜR EŞİTSİZLİK ARTACAK

PROF. DR. ADNAN GÜMÜŞ (Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi

Koronavirüsün yol açtığı salgın sonrası okulların ve üniversitelerin uzaktan eğitime, e-eğitime, sanal eğitime zorlanması ne anlama geliyor? Bu geçici ve zorunda kalınmış geçici bir uygulama mı yoksa uzun süredir donatısı hazırlanan ve modelleri oluşturulan okulsuz bir eğitim, toplumsuz bir küreselleşme projesi midir?

Sanal eğitimde yerel veya ulusal sosyalizasyon zayıflayacak veya çok dağınık hale gelecektir. Diğer yandan küresel internet servis sağlayıcıların doğrudan etkisi, Google, Netflix, Facebook, YouTube gibi kanalların ve küresel sanal sertifika ve diplomaların etkisi artacaktır, küresel güçlerin istem ve etkileri, açık veya örtülü iletişimin etkileri artacaktır.

Okul fenomeni zayıflar

Şimdilik e-eğitim veya uzaktan eğitim programlarının geçici bir süreliğine olmasını dileyelim ama yine de bundan sonra öğretmen ve öğrencinin mekânsal olarak birlikte olduğu okul fenomeni zayıflayacağa benziyor. 

Okul, uluslaşma ve kamulaşmanın en temel aracı ve formuydu. Okulun sosyalizasyonun temel ajanı olma özelliğini kaybetmesiyle ulusluk ve kamusallık da zayıflayacak gibi gözüküyor.

Öbür yanda ortak deneyimlere, ortak yaşantılara dayalı bir gruplaşma veya topluluk oluşturma zayıfladığında bencilleşme daha da artacaktır.

Bencilleşme ile birlikte insanın ayrılmaz parçası olan akranlık veya birlikte bulunma başta olmak üzere sosyal yanının zayıflaması anomileri artıracaktır.

Umutları yok edecek

Şimdi her tür eşitsizlik daha da artacak, sanal olanakları takip edemeyen dar gelirli kesimler daha da yoksullaşacak, okulların tasfiyesi veya uzaktan eğitim, yoksulların bir grubunun eğitim yoluyla sınıf atlama umutlarını tümden yok edecektir.

Snowden olayı tek başına internet ve mobeseler üzerinden hangi sanal denetimlerin yapıldığını, BigData üzerinden nasıl dünyanın küresel çaplı ajan kuruluşlarca denetlendiğini anlatmaya yeter artar. Mobil telefon ve internet zaten bir proje olarak yaygınlaştırıldı, tüm dünya nüfusu doğrudan izlemeye, sadece izleme değil etki altına ve yönlendirmeye alındı.

Bazı üniversitelerde ortak zorunlu bazı dersler e-eğitimle veriliyordu. Sanal ortamda uzaktan eğitimle tezsiz paralı programlar, uzaktan paralı MBA’lar zaten yaygınlaşmaya başlamıştı.

Salgın fırsat yarattı

E-eğitim, benim adlandırmamla e-diktasyon için zaten şartlar hazırlanmıştı, yaygınlaştırılıyordu, salgın büyük bir fırsat yarattı.

Hayretle izliyorum ki hepimiz, bir öğretim üyesi olarak ben bir gecede kendimi sanal eğitimde buldum. Sadece Çukurova Üniversitesi’nde yaklaşık 7 bin ders veya şube, tam sayısını bilmiyorum ama lisansüstü ile birlikte belki 10 bin ders bir hafta zarfında sanal ortama, Microsoft Teams veya Perculus’a aktarıldı.

Bu yapılanlar eğitimden sayılabilir mi?

İçeriksel olarak yapılanın eğitim sayılması için iki ana ölçüt ileri sürülebilir:

1-Diyalog,

2- a) Bilgi, b) Beceri, c) Duyarlılık gelişimi.

Diğer bir deyişle diyalog veya ortak yaşantı yoksa bilgi, beceri, duyarlılık gelişimi yoksa eğitim yoktur.

Hiyerarşik tek yanlı dikte

Diyalog olmadan, bir araya gelmeden insan, kültür ve toplum olma şansı yoktur. Sevgi saygı bizzat yaşantıdır, öğrenme ve eğitim bizzat yaşantıdır, ahlak bir diğeri ile birliktelik, birlikte yaşamaktır, yaşatmaktır.

Sanallık hele de çok erken yaşlardaki, ilkokul yaşlarında, ortaokul yaşlarında, hemen tüm yaşlarda sanallık; bioseksüel gelişimi, psikososyal gelişimi, bilişsel gelişimi, eleştirel düşünmeyi, insan olmayı, birlikte yaşamayı, etiği-ahlakı, realiteyi, mekânı, tarihselliği-kültürü karşılayamaz. 

O halde diyalog ve ortak yaşantının olmadığı, uzaktan belletme veya yazdırmaya dayalı bu yapılanlara e-eğitim değil, uygun bir terimle e-diktasyon denebilir. Hiyerarşik tek yanlı bir dikte ettirme formundadır, diktayı meşrulaştırmaktadır, e-diktasyon sayılır. 

Okuldaki diyalog

Akranlar arasındaki diyaloglar, öğretmenler arasındaki diyaloglar, öğretmen, öğrenci ve veli arasındaki karşılıklı gerilim ve diyaloglar aynı zamanda eleştirel düşüncenin, çoğulculuğun, demokrasinin şartlarını oluşturmaktadır.

E-eğitim veya daha doğru adlandırmayla e-diktasyon okulu, öğretmeni, akran gruplarını, bunların aralarındaki farklı etkileşimleri tasfiye ederek zaten zayıflamış olan diyalog ve eleştirel düşünceyi de tasfiye etmektedir.

E-diktasyon yerli ve milli de olmayacaktır, yakın gelecekte ulusal bir sertifikasyon yerine herkes küresel olanı tercih edecektir; sanal ortam, bu teknoloji ve iletişimi elinde bulunduran küresel güçlerin diktasyonuna, küresel e-diktasyona dönüşecektir.

Küresel büyük data toplayıcı ve yöneticileri, parasını ve bedelini de bizlere ödeterek zihnimizi ele geçirme fırsatı yakalamaktadır, en asgari söylemle bu fırsatlarını genişletmektedir.

  • Sanallık, hele de çok erken yaşlardaki sanallık, bioseksüel, psikososyal, bilişsel gelişimi, eleştirel düşünmeyi, insan olmayı, birlikte yaşamayı, etiği-ahlakı, realiteyi, mekânı karşılayamaz. 

  • E-eğitim veya daha doğru adlandırmayla e-diktasyon okulu, öğretmeni, akran gruplarını, bunların aralarındaki farklı etkileşimleri tasfiye ederek zaten zayıflamış olan diyaloğu da tasfiye etmektedir.

  • Çocuklar evde, yetişkin içeriklerine maruz kalıyor. Çok daha fazla maruz kalıyorlar, çünkü şu anda teknolojiyle ilişki kurmalarına daha fazla izin veriliyor. Evden ne çıkacağını hemen hiçbirimiz bilmiyoruz.

  •  Çocuklar, sevinç içinde okullar açıldı diye mi gidecekler, yoksa tatilden bir hafta sonr  alışmakta güçlük çektiklerine benzer bir durumla mı karşılaşacağız, onu henüz bilmiyoruz. 

ÖĞRETMENİN OTORİTESİ GÜÇLENEBİLİR

SÜREÇ , EĞİTİM ALANINDA SOSYOLOJİK, PSİKOLOJİK CİDDİ DERİNLİK YARATACAK

DOÇ. DR. MUSTAFA SEVER   (Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi)

“Korona sonrasında dünya bambaşka bir yer olacak” sözü pek çok kişi tarafından dile getirilen, öncüllerinin geçmiş deneyimlerin üzerine bindirildiği yaygın bir önermeye dönüştü. Kapitalizm ve onun en maharetli kolu neo-liberalizmin çöktüğüne ilişkin erken bir zafer çoktan ilan edildi kimi çevrelerde. Kimsenin getiremediği adaleti küçücük bir virüs getirip kapitalist sistemi eşitleyici bulaşma biçimiyle yerle bir etmişti: Artık herkes eşitti, virüs zengin yoksul ayırt etmiyordu. Kapitalizm de, virüs de bulaşıcıydı ama bu defa virüs üstün gelmişti. 

Kimilerine göre süreç, bize eğitimin uzaktan da yapılabileceğini gösterdi ve okulun yüzlerce yıllık otoritesini zayıflattı, diğerlerine göre ise okulun neden önemli bir yer olduğunu hatırlattı. Çocukluk okulda yaşanıyordu ve çocuklar okulla birlikte sosyalleşerek ve itişerek çocuk olduğunu öğreniyordu. 

Ergenlerin durumu

Okullar kapandıktan sonra eğitim teknolojilerinin ışık hızıyla öğretim süreçlerimize girerken gösterdiği temel refleksin eğitsel değil de ticari olması bize sürecin sonraki aşamalarına dair ipuçları veriyor aslında. Kavga şimdiden büyüdü bile. Yaşadığımız kaygı, panik ve dehşetin bizi götüreceği yer dayanışma, işbirliği ve daha ahlaklı bir yaşam mı olacak ve eğitim, bu yaşamın kurulması için gerekli bilişsel ve duyuşsal zemini mi hazırlayacak?

Çok alışık olmadığımız ve salgında bile pek umursamadığımız “sosyal mesafe”yi öğrenmiş olmamızın bir çıktısı, çocuklarımıza diğer insanlara fazla yaklaşmamaları konusunda ebeveyn öğütlerine mi dönüşecek örneğin. Yoksa biz, yaşamlarımızın birbirine tahminimizden çok daha fazla bağlı olduğunu mu öğrendik, dayanışmayı mı öğütleyeceğiz çocuklarımıza.

Ergenlerin durumu

Üzerinde durmadığımız önemli bir sorun da ergenleri evde nasıl tutacağımız. Ergenlik döneminin temel psikolojik özelliği biliyorsunuz, aileyle kurulan negatif bağlılıklardır. Sürekli ailelerinin yanında olmalarından kaynaklanan sorunların ortaya çıkmaya başladığını biliyoruz. Bir taraftan da özellikle ilkokul çağındaki çocuklarda virüsün algılanması bir çeşit dehşete dönüşmüş durumda. 

Fırsat yapıları kurulmuyor

Durum gösterdi ki afet yönetimine hiç hazırlıklı değilmişiz. Okula dönünce bunun nasıl karşılık bulacağını henüz bilmiyoruz. Çocuklar, sevinç içinde okullar açıldı diye mi gidecekler, yoksa ilkokul birinci sınıf çocuklarının gösterdiği temel bir tavır olarak tatilden bir hafta sonra alışmakta güçlük çektiklerine benzer bir durumla mı karşılaşacağız, onu henüz bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var: Yaşanan süreç eğitim psikolojisi anlamında ciddi anlamda derinlikler yaratmıştır.

Biz okulda fırsat yapılarını kurabiliyorduk. Çocukların dışarıda edinemediği ya da bulamadığı, erişemediği birtakım şeyleri bir şekilde okulda kurma şansına sahiptik. Bu fırsat yapıları şu anda evde kurulmuyor. Dolayısıyla herkesin teknolojiye erişimi aynı değil. Çünkü burada kültürel sermayenin biraz daha önemli olduğunu görüyoruz. 

Öğretmenlerin rolü…

Çıkacak sonuçlardan bir tanesi de öğretmen otoritesiyle ilgili olacak. Öğretmen rolünün hükmedici, düzenleyici, öğretici olmaktan çıkıp ilham veren, rehberlik eden, teşvik eden bir yapı olduğunu düşünüyorduk. Öğretmen otoritesi burada güçlenebilir. Öğretmenlerde artık bir baba figürü uzun zamandır görülmüyordu. Diğer taraftan statü, bilgi sağlayıcı pozisyonları da yavaş yavaş ortadan kaybolmuştu. Çocuğun aileyle kurduğu ilişkinin, öğretmeni güçlendireceğini ve otorite sağlayacağını düşünüyorum. 

“Bugün çocuk kim” sorusunun yanıtı değişiyor gibi görünüyor. Çocuklar evde, yetişkin içeriklerine maruz kalıyor. Çok daha fazla maruz kalıyorlar, çünkü şu anda teknolojiyle ilişki kurmalarına daha fazla izin veriliyor. Çocuklar konusunda da ciddi anlamda bir paradigmal değişim olacağını düşünüyorum. Evden ne çıkacağını hemen hiçbirimiz bilmiyoruz. Bunun çok belli ki sosyolojik, psikolojik ciddi derinlikler yaratacağını görüyoruz.

Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

dunya-bu-olayi-konusuyor!-tek-tweetle-abd’yi-69-milyon-dolar-dolandirdi-–-yeni-akit-gazetesi

Dünya bu olayı konuşuyor! Tek tweetle ABD’yi 69 milyon dolar dolandırdı – Yeni Akit Gazetesi

esad-rejiminden-israil-saldirisi-iddiasi-–-haberler-–-haberturk

Esad rejiminden İsrail saldırısı iddiası – HABERLER – Habertürk