in

Covid-19 Türkiye’de ve dünyada futbol ekonomisini nasıl etkiler? – BirGün Gazetesi

covid-19-turkiye’de-ve-dunyada-futbol-ekonomisini-nasil-etkiler?-–-birgun-gazetesi


author

Küresel ekonomide büyük sarsıntıya yol açan salgın, siyasi gerginlik ve iktisadi istikrarsızlıkla birlikte, bizi içinde bulunduğumuz sıkıntılı ekonomik yapı ile daha kötü yakaladı. Resmî kurumlar Covid-19 salgını nedeniyle dünya ekonomisinde, 1929’daki Büyük Buhran’dan bu yana en büyük resesyonun yaşanacağı uyarısında bulunurken, Türkiye ekonomisi için de iyimser olmayan bir tablo çizdi.

Küresel Ekonomik Görünüm raporunda IMF, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 5 küçüleceği, işsizliğin ise yüzde 17,2 olacağı tahmininde bulundu. Hiçbir üretim mekanizması olmayan Türkiye ekonomisi için büyük bir kriz demek bu…

Dünya futbolundaki finansal girdiler finans sektöründeki ve reel sektördeki kurguya göre hareket eder. Finansal anlamda kendine ait kurgusu görünse bile aslında diğer iki sektörün etkisini güçlü hisseder. Dünya ekonomisindeki küçülme futbol sektöründe de küçülmeyi kaçınılmaz kılacaktır. Yayın gelirleri, sponsorluk gelirleri, bilet gelirleri, maç günü gelirlerinde ister istemez daralma olacaktır. Haliyle bu olumsuzluk futbolun politikalarını da etkileyerek yeni bir yapılanma sürecine girilecektir.

Türkiye’de kulüplerin borçları sürdürülebilir olmamakla birlikte, varlıklarının da çok üstünde olması, zaten küçülme zorunluluğu çerçevesinde yeni bir takım olumlu politikaların alınması için fırsat yaratabilir.

Burası belki de en can alıcı nokta; hangi yönetim donanımı bu sürece doğru kavrayarak, doğru kararlar verip doğru yönetebilecek seviyededir. İşte burada tıkanıyoruz…

Hep söylemeye çalışmışımdır; futbolun iktisadi kurgusu farklıdır ve onu yönetmek, ancak bu sürecin içinden gelip, donanımlarını tamamlamış insanların süreci doğru yönetilmesi ile mümkündür. Bunun dışındaki tüm kurgular, hele hele Türkiye’de zarar ziyana yol açar ki ne hikmetse bu zarar ziyan içinden bile nema grupları çıkmayı başarmaktadır.

İlk çözüm olarak, bugünkü anlayış kriz içinden çıkmak için yeni kredi peşinde koşar ki zaten boyunu ve haddini aşmış bir borç batağındaki kulüpler yeni borç sarmalına dolanacaklar. Olması gereken ise, maliyetleri düşük, genç ve gelecek için Avrupa pazarına satabilecek bir dış transfer politikası ile alt yapıyı yeniden organize ederek, gerçek anlamda bir program doğrultusunda yetişen oyuncular ile yeni bir yapılanmaya gidilmesi gerekir.

İşte o zaman, yani yönetim anlayışındaki değişiklik ki kişileri de bağlayan bir durum bu, dış transfer politikasındaki küçülme, futbolda yabancı sayısını kademeli olarak azaltıp ‘yetiştiren-satan’ bir yeni politika ile kürese futbol içinde yer almak gerekir.

Tabii düzeltmeler bununla bitmiyor maalesef! Neresini tutsak elimizde kaldığı için; bir de antrenör profilinde değişimin kaçınılmazlığını da tartışmak gerekir. Artık şu dönerek çalışan (!) antrenörlerden bir şekilde ayrılmak gerekir. Çünkü, kendi kişisel beklentileri üzerine koydukları tavırlar, menajer ve başkan odaklı stratejiler belirlemeleri ile, yetiştiren ve futbola katkı yapın antrenör profili yerine sömüren antrenör profilinin tacizlerinden kurtulmak kaçınılmazdır.

Doğru adına eğer örnekleme yapacaksak; Ali Uras- Jupp Derwall, Süleyman Seba-Gordon Milne ve Aziz Yıldırım-Zico (Aziz Yıldırım’ın kişisel kaprisleri ile bozmasına rağmen) eşleşmeleri en iyi örneklerdir ki sadece alınan sonuçlar değil, kurumsal kimlik ve kurumsal futbol olarak sahaya yansıması olması gerekenin üzerindeydi.

Diğer önemli konu, UEFA’nın majör ülkeleri olan İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya, Fransa liglerindeki takımlar üretim ve disiplin konusunda zaten doğruyu yapma ile ilgili sıkıntıları olmadığı için, sağlam kurgularını destekleyecek politikalar ile yenilenip eski güçlerine kavuşabilirler ve bir geçiş sürecini yaşadıktan sonra kendi politikalarına geri dönebileceklerdir.

UEFA’nın çevre ülkelerinde ise, burada cari işlemler bakımından en açık pozisyonda yakalanacak lig bizim ligimiz olacağından o yüzden ayrı tartışmak gerekiyordu ve Avrupa’nın diğer çevre liglerine baktığımızda, geçiş için bir sıkıntı yaşansa da çoğunun ‘yetiştirip-satma’ politikası üzerinden yürüdükleri için mali politikalarındaki sapma bizim kadar çok yüksek görünmemektedir ve toparlanmaları da zor olmasa gerek.

Bir Çağrımız Var

Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.

Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.

Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.

Şimdiden sonsuz teşekkürler…

BirGün bizim; hepimizin.

Tıklayınız

Ne Düşünüyorsun?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

ingiltere-koronavirus-politikalarini-degistiriyor-–-cumhuriyet

İngiltere koronavirüs politikalarını değiştiriyor – Cumhuriyet

cumhurbaskanligindan-turkiye’nin-koronavirusle-mucadelesine-iliskin-detayli-paylasim-–-haberturk

Cumhurbaşkanlığından Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesine ilişkin detaylı paylaşım – Habertürk